İZMİR KÜLTÜRPARK ALANI KORUNARAK YAŞATILMALIDIR

İZMİR KÜLTÜRPARK ALANI KORUNARAK YAŞATILMALIDIR

İZMİR KÜLTÜRPARK ALANI KORUNARAK YAŞATILMALIDIR

Kültürpark, büyük bir yangın alanından yaratılarak, modern Türkiye’nin kentleşme sürecine ve İzmir’in kent tarihine yansıyan, kıt kaynakları olan bir dönemin kente bakışını günümüze taşıyan ve İzmir’in kültür ve iktisadi geçmişinin önemli bir mirası, kentin açık, yeşil, kamusal kültürel alanıdır. Bulunduğu alan ve büyüklüğü ile yeniden varedilemez nitelikte bir değerdir. Bu nedenle koruma altına alınmış, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında ‘’Tarihi Sit Alanı ve 2.Derece Doğal Sit Alanı’’ olarak tescil edilmiştir.

Söz konusu alan uzun yıllar farklı kent yönetimlerinin çeşitli yapılaşma talepleri nedeniyle kentin tartışma gündemi olmuş, bu bağlamda kentlilerin duyarlılıkla izledikleri bir alandır. Bu alanda son yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan, alandaki kalıcı yapılaşmayı ve işlev yükünü arttıracak bir ‘’Kültürpark Projesi-Kongre Merkezi’’ yapılmak istenmesiyle yine kentin önemli bir tartışma gündemini oluşturmaktadır.

Yukarıda vurgulandığı gibi kentin en özel alanlarından biri olan Kültürpark’a yapılacak her türlü inşai-fiziki müdahalenin dikkatle ve özenle yapılması, yasalara uygun olmasının yanı sıra kentlilerle paylaşılarak olgunlaştırılacak süreçlere sahip olması gerekir.

Yasal açıdan bakılacak olursa, yapılacak her türlü müdahalenin, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve eki yönetmelikleri uyarınca onaylı bir ‘’Koruma Amaçlı İmar Planı’’nın kararlarına göre yapılması gerekmektedir. Bu alan için Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlamadan projeler üretmek yasal olmadığı gibi alanın niteliğinin bozulmasına da neden olacaktır. Bu tavır özenle korumamız gereken Kültürpark’ı herhangi bir inşaat alanı olarak görmekle eşdeğerdir. Nitekim Kültür ve Turizm Bakanlığı da konu ile ilgili yaptığı açıklamada ‘’Koruma Amaçlı İmar Planı’’nın zorunluluğunu vurgulamıştır.

Net bir şekilde belirtmek gerekir ki bu, siyasi ya da beklenmedik bir görüş değildir.  

Meslek Odaları olarak uzun zamandır İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni bu konuda uyarmış, projeden önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gerektiğini ısrarla dile getirmiştik. Ancak bu yöndeki uyarılarımızı dikkate almayan Büyükşehir Belediyesi ne yazık ki önemli sakıncalar da içeren projede diretmiş, Meslek Odaları ve sivil toplum örgütleri ile olumlu bir diyalog kurmak yerine ciddi bütçeler sarf ederek projenin reklamını yapmayı, ilçe belediye başkanları ve diğer siyasi figürlerle tanıtım ve ikna çabalarına girmeyi tercih etmiştir.  

Ancak sonuçta Bakanlık’ın görüşü ile proje kadük kalmış, kentin zamanı ve kaynakları boşa harcanmıştır.

Tüm bu süreçte, kaybedilen zaman ve kaynaklardan sonra Büyükşehir Belediyesi’nin meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte, gerçekten demokratik ve katılımcı süreçlerle yol almanın ne kadar gerekli olduğunu öğrendiğini umut ediyoruz.

Belediye’nin yönetim anlayışının yanı sıra bu en açık süreçte bile yanlış kararlar alınmasına neden olan danışman ve bürokrat kadrolarını tekrar değerlendirmesini bekliyoruz.

Kültürpark’ın yeşil dokusunun belgelenmesi, bakımı ve çoğaltılmasına dair önlemlerin alınması, yapısal olarak en az müdahale ile kentlinin kullanımının arttırılması, sağlıklı kullanılan ve kent belleğini güçlendirerek yarına taşımasını amaç edinen projelerin katılımlı bir süreçle oluşturulması gerektiğini tekrar vurguluyoruz.

En önemlisi de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hem Kültürpark’ın hem de İzmir’in geleceğini, yandaş sermaye grupları, medya patronları, ve İstanbullu müteahhitlerle değil İzmirlilerle konuşmasını istiyoruz.

Meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını dışlayan, neredeyse her işleri birer kent suçu niteliğindeki iş adamlarıyla beraber yürüyen bir yöneticilik anlayışının başarıya ulaştığına dair bir veri kent tarihi literatüründe mevcut değildir. Tam tersine bu tavrın kentleri yaşanmaz hale getirmesinin en net örneği İstanbul’da canlı olarak izlenebilmektedir. Bu noktada eskiden Kültürpark’a dahilken haksızca özelleştirilen Basmane Çukuru’nda planlanan kentsel mekanı, altyapıyı ve silüeti mahvedecek yüksek yapının da İstanbul’daki sürecin ne kadar yakınında olduğumuzun açık bir göstergesi olduğunu düşünüyor, bu projeyi de kabul etmiyoruz.

Biz, Kültürpark’ın daha önceki açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi korunarak yaşatılması ve tüm kentin sağlıklı gelişmesi için buradayız ve artık Büyükşehir Belediyesi’ni de karşımızda değil yanımızda görmek istiyoruz.

Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu

25.08.2017