MİMARLIK VE PLANLAMAYI YOK SAYAN TORBA KANUN GERİ ÇEKİLMELİDİR

MİMARLIK VE PLANLAMAYI YOK SAYAN TORBA KANUN GERİ ÇEKİLMELİDİR

13 Ocak 2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan ve hemen ardından Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda görüşülen “2512 Esas No.lu Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na iletilmiştir. 

Torba Kanun Teklifi 3194 Sayılı İmar Kanunu, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu dâhil olmak üzere pek çok kanunda değişiklik getirmektedir. Bu düzenlemeler; planlama bütünlüğünü yok saymakta, yapı yoğunluklarını artırarak kaçak yapılaşmayı teşvik eden geçmiş uygulamaları sürdürmektedir.

Kanun teklifi ile getirilen düzenlemeler, ayrıcalıklı imar haklarını ve çok hukuklu imar düzenini teşvik edici niteliktedir.

Şehircilik alanında uygulamada karşılaşılan sorunları çözmek, kaçak yapılaşmanın önüne geçmek ve yapıların denetimini kesin kurallara bağlamak amacıyla getirildiği belirtilen düzenlemelerin; imar mevzuatını, mimarlık ve planlamayı parçacıl olarak ele aldığı, planlama bütünlüğünü terk ederek mimarlık ve şehircilik bilimine müdahale ettiği, yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlayarak merkezileşmenin önünü açtığı görülmektedir.

Kanun Teklifi; yapı üretim sürecinde yer alan tarafların, meslek odalarının, üniversitelerin ve kamu kurumlarının katılımı olmaksızın, görüş ve önerileri alınmaksızın hazırlanmıştır.

Teklif, yayımlandığı tarihten bugüne sık sık değiştirilen imar mevzuatını aynı anlayış çerçevesinde bütünlüklü değil parçacıl olarak ele almakta; yapılaşmayı artıran, yenileme amacı dışındaki dönüşüm uygulamalarını yaygınlaştıran, teknik ve sosyal altyapıların standartlarını düşüren, mesleki uzmanlık ve yetkinlikleri önemsizleştiren ve işlevsizleştiren, nitelikli mesleki hizmetlere erişimi kısıtlayan, mesleki hak ve yetkileri sınırlandıran uygulamaları sürdürmektedir.

Parsel ölçekli plan değişikliklerin engellenmesi, yapı yüksekliklerinin sınırlandırılması, kaçak yapıların yıkımının sağlanması hedefiyle getirilen değişiklikler; sağlıklı ve güvenli yapılı çevre üretim sürecine yönelik görünmektedir. Ancak bu düzenleme yalnızca yerel yönetimlerin planlama yetkilerini kısıtlamakta; merkezi idarenin TOKİ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın yetkileri devam etmektedir.

Yararlanmada kamu yararının gözetilmesi zorunlu olan kıyılar için yapılaşma yasağı getiriliyormuş gibi görünmekle birlikte; millet bahçeleri projelerine ve iskele yapımına izin verilerek kıyılar imara açılmaktadır.

Teklif; yapı üretim sürecine dair kamusal ve hukuki denetimi mevcut yapı denetim sistemi içerisinde ele almaktadır. Yerel ve merkezi yönetimlerce yerine getirilmeyen denetim süreçlerine dair sorumlulukları meslek odalarına ve meslek mensuplarına yüklemekte, meslek odalarını yapı denetim süreçlerinde cezalandırma aracı olarak tariflemektedir.

Teklif; yapı üretim sürecine dair kamusal ve hukuki denetimi mevcut yapı denetim sistemi içerisinde ele almakta, kamu adına denetimi yok sayarak meslek mensuplarına uygulanacak cezai işlemleri düzenlemektedir.

Anayasa; tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin korunması, tarım arazilerinin ve orman alanlarının korunması, kent ve planlama politikalarının kamu yararına geliştirilmesi için Devleti gerekli tedbirleri almakla görevlendirmiş, bunun için gerekli yasaları koymak ve önlemleri almakla yükümlü kılmıştır.

Bu çerçevede yapılı çevrenin sağlıklı ve kamu yararını gözeten politikalar çerçevesinde üretilmesi, kamu yönetiminin, merkezi ve yerel yönetimlerin, meslek mensuplarının, meslek kuruluşlarının ve ilgili tüm kesimlerin ülke adına ortak sorumluluğudur.

Mimarlar Odası olarak;

·         hukuka ve demokratik katılım ilkelerine aykırı biçimde katılımcı süreçlerden uzak olarak hazırlanan,

·         imar mevzuatını bütüncül anlayış yerine parçacıl olarak ele alan,

·         mimarlık ve şehircilik bilimine müdahale eden,

·         özgün tasarım ve planlama süreçlerini yok sayan,

·         yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlayarak planlama sürecini merkezileştiren,

·         kıyıların ve doğal çevrenin tahrip edilmesinin önünü açan,

·         yapı üretim sürecinde merkezi ve yerel idarelerin kamu adına denetim sorumluluklarını yok sayan,

·         imar affı uygulamasıyla teşvik edilen kaçak, afet riskine açık ve güvensiz yapılaşmayı sürdüren,

·         mevzuata aykırı imar planı ve arsa düzenlemesi uygulamalarında yurttaşların üst makamlara başvuru yolunu kapatan ve yargı kararlarına itirazı engelleyen,

·         eşitlik ilkesine aykırı biçimde farklı bölgelerde farklı cezaların uygulanmasının önünü açan,

·         plan değişikliklerinden dolayı ortaya çıkan ve kamu hizmetleri için kullanılması gereken değer artış payları ile düzenleme ortaklık paylarını merkezi idareye aktaran ve yapılaşmaya açan,

·         muhtarlara kırsal alanda projesine aykırı yapıların takip ve tespitine ilişkin sorumluluk yükleyen,

·         kıyıları yapılaşmaya açarak kamu yararı önceliğini yok sayan,

·         Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen düzenlemeleri yeniden getiren,

·         yerel ve merkezi yönetimlerce yerine getirilmeyen denetim süreçlerine dair sorumlulukları meslek odalarına ve meslek mensuplarına yükleyen,

·         yapı üretim sürecinde denetimsizlikten kaynaklanan aykırılıklar hakkında proje müelliflerini, denetçi meslek mensuplarını ve teknik elemanları cezalandıran,

·         yapı denetimi sürecinde meslek odalarına Kanunla düzenlenmiş olan yetkileri dışında sorumluluk yükleyen,

Torba Kanun Teklifinin geri çekilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

Bu kapsamda “2512 Esas No.lu Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” hakkında Mimarlar Odası raporu değerli kamuoyu ve meslektaşlarımızla paylaşılmaktadır.

 

“2512 Esas No.lu Coğrafi Bilgi Sistemleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” Hakkında Mimarlar Odası Görüşü için: http://www.mo.org.tr/_docs/21012020.pdf