

8 EKİM PERŞEMBE
Saat 11.00
|
NAFİ ÇİL
'Ben mimar olmadan önce ressamdım.' diyen Nafi Çil, Kula'da doğdu. İzmir'de büyüdü. 1967 yılında İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi'nden Yüksek Mimar olarak mezun oldu. Öğrenci olduğu yıllarda heykeltıraş Şadi Çalık'ın denetiminde üç yıl heykel çalıştı. Daha sonra da Avrupa müzelerinde resim, İtalyan şehirlerinde mimarlıkla ilgili incelemeler yaptı.
Mezun olduğu yılda kurulan 'Akatünvel Sanat Grubu' içinde yer alan Nafi Çil bugüne kadar elliye yakın kişisel sergi gerçekleştirdi. Ayrıca yurt içinde ve Avrupa'nın birçok şehrinde grubuyla sergilere katıldı. Heykel ve mimari yarışmalarında dereceler aldı. Bazı yapıtları Ankara ve Aydın Devlet Resim ve Heykel Müzeleri'nde, Münih, Barselona, Dubrovnik, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi birçok yerdeki koleksiyonlarda bulunmaktadır. Ayrıca Nafi Çil pek çok önemli ve değişik büyüklükteki mimari tasarımlarını yoğunlukla İzmir ve Ege yöresinde gerçekleştirmiştir. Bunlar; kent merkezi ve meydanları, otel ve tatil köyleri, iş merkezleriyle özel ve toplu konutlar gibi farklı ölçeklerdeki işlerdir.
Nafi Çil, Mies van der Rohe gibi "Sadece yaşam yoğunluğu olanın, biçim yoğunluğu vardır" diye düşünür ve varoluşunu gerçekleştirmek için resim ve mimari gibi iki farklı alandaki çalışmalarını, hocası gibi "çağdaş insan varlığı" kavramı üstünde temellendirir.
Mimarlığın ve resim sanatının farklı olanaklarını, kendi dünya görüşüyle karşılıklı etkileşim sınırları içinde besleyip zenginleştirmeyi ilke edinir.
Nafi Çil'in yaratmaları, mimarlık ve resim alanında, çağın koşullarına bağlı tüm yaşamsal işlevlerde ve çağın tinsel değerleri içinde anlam kazanır. Nafi Çil için tinsellik, insanı bütün canlı varlıklardan ayıran, özce insanı yaratıcı kılan ve yüksek değerler boyutuna taşıyan bir varlık alanıdır. Yaratıcı insanlar, yüksek değerleri içinde, amaçları uğruna yaşayan ve her türlü acıyı, yalnızlığı göze alan, kalıcı olmak uğruna yapıtlarında yaşamayı seçen insanlardır ve bu insanı belirleyen etkinlik yaratma etkinliğidir. Öyle ki, hangi varlık ki yaratma etkinliği içindedir, onun adı insandır. Bu nedenle mimar, modalara inanmayan, kendi yasasını özgün yaratıcı etkinlik içinde çağın tinsel değerleriyle gerçekleştiren insandır. Nafi Çil'in sanatı, "çağdaş insan varlığı ve yaratma edimi" kavramı üstüne temellenir.
Nafi Çil bugün çağımız sanatının, bir düşünsel etkinlik içinde yer alması gerektiğine inanır. Yalnız sanat yapıtı ortaya koymakla yetinmez, aynı zamanda bu yapıtların temel-düşünsel niteliğini ve sanatın estetik teorisini ortaya koymak zorunluluğunu duyar. Estetik-pratik'in estetik-teori ile birlikte gitmesinin gerekli olduğunu düşünür ve sadece praksis alanında eserler vermekle yetinmez. Kim birşeyler yaratmak istiyorsa, düşünce adına layık olan felsefi düşünce içinde bunu kanıtlamalıdır, der ve bu etkinlikler içinde varlık Nafi Çil, Akatünvel Sanat Felsefesi ile her gün sayısı artan sanatçılarla çalışmalarını günümüzde de sürdürmektedir. Akatünvel Sanat Grubu bu sanat anlayışını açıklayan yedi kitap (*) yayımlamışlardır.
(*) Akatünvel Sanatı üstüne yayımlanan kitaplardan başlıcaları; Süleyman
Velioğlu'nun "Akıl Hastası ve Sanatçı" ile "İnsan ve yaratma edimi" adlı kitapları, Abdulkadir Günyaz'ın yazdığı "Üç ressam" (Tangül Akakıncı, Tamer Akakıncı ve Süleyman Velioğlu'nun sanatları), Mümtaz Sağlam'ın yazdığı "Retrospektif: Güven Zeyrek (1957 -2007)" adlı kitabı ve İsmail Tunalı'nın yazdığı "Sanat ontolojisi temelinde yeni bir resim anlayışı- 'Süleyman Velioğlu ve Nafi Çil'in sanat anlayışı'" kitabı, ayrıca Nafi Çil'in Hüsnü Birman ile birlikte hazırladıkları ve Nafi Çil'in resimlerinin de yer aldığı "Bu dünyada aşk da var" adlı şiir kitabı ve de Nafi Çil'in "Mimar Olmak" adlı kitabı.
|