Cumhurbaşkanı Gül Emekçilerin Sesine Kulak Tıkayarak
AKP'nin Yanlışına Ortak Oldu!


28.02.2011

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 6111 Sayılı Torba Yasa'nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanması üzerine 28 Şubat 2011 tarihinde ortak bir açıklama yaptı.

Kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen 6111 sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" TBMM'de kabul edilip onaylanması için Cumhurbaşkanlığı'na gönderildiği aşamada DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanlarının imzasını taşıyan ortak bir yazı ile Cumhurbaşkanlığı'ndan randevu talep edilmiş, ayrıca yasa hakkında dört örgütün ortak değerlendirmeleri bir ön raporla sunularak, yasanın veto edilmesi istenmişti.

Ancak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, randevu talebimize yanıt vermediği gibi, değerlendirme ve eleştirilerimize adeta kulak tıkayarak, yasayı onaylayıp yürürlüğe koymuş bulunmaktadır.
AKP iktidarının, birçok yasal düzenlemede olduğu gibi, Torba Yasa'nın hazırlık sürecinde de emek ve meslek örgütlerinin görüşlerine başvurmadan, eleştiri ve değerlendirmelerini dikkate almadan, adeta "ben çalarım, ben oynarım" mantığıyla sergilediği emek karşıtı tutuma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de ortak olmuştur.

Bu yasanın başlangıç sürecinden bu yana, birlikte güç birliği yaparak, yasanın çıkarılmaması için mücadele eden emek ve meslek örgütleri DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak Torba Yasa ile kabul edilen, emekçileri güvencesizliğe ve geleceksizliğe sürükleyen, emeğe ve halka dönük yeni saldırılara zemin hazırlayan düzenlemeleri kamuoyu ile bir kez daha paylaşmayı bir sorumluluk olarak görmekteyiz:

1) Resmi 3 milyon işsize karşın, sadece 170 bin kişinin faydalanabildiği İşsizlik Fonu'nun prim gelirlerinin yarısının, taşeron firmalara, Özel İstihdam Bürolarına aktarılmasının yolu açılmıştır.

2) Belediye işçilerine sürgün yolu açıldı. Sendikasızlaştırma kapıda. Norm kadroda ya da değil, belediye işçileri "İhtiyaç fazlası" ilan edildikleri taktirde, Milli Eğitim veya Emniyet teşkilatının taşra teşkilatlarına gönderilecek. Atandıkları yere 5 günde başlamazlarsa işlerini kaybedecekler. İşçiyi yollayan belediye 5 yıl boyunca yeni kadrolu işçi alamayacak. Hizmet alım yöntemiyle taşeron ile anlaşacak. Taşeronlaşma yaygınlaşacak.

3) Kriz döneminde, şirketler krizdeyiz diyerek işçi ücretlerini ödemediler. İşçilerin ücretleri İşsizlik Fonu'ndan, işçilerin kendi haklarından ödendi. Şimdi bu uygulama sadece genel kriz koşullarına tabi olmayacak, sektörel ve bölgesel düzeyde de uygulanabilecek. Şirketler her dara düştüğünde ücretsiz izinler, kısa çalışma ödeneği devreye girecek. Bu uygulamanın olduğu işyerlerinde işten çıkartmalar kolaylaşacak. İşverenler kriz bittiğinde bu fona, işçilere yapılan ödemelerin karşılığında bir geri ödeme yapmıyorlar. Olan işçilerin işsiz kaldıklarında kullanacakları haklarına oluyor.

4) Torba Yasa ile kamuda esnek istihdam artık yasal hale getiriliyor. Öngörülen değişiklik ile bir kamu emekçisi birkaç farklı kurumda çalıştırılabileceği gibi, 8 saatlik çalışma süresinin dışında farklı şekillerde çalıştırılabilecektir.

5) Kamu emekçileri, rızaları dışında kurum içi ve kurumlar arasında 1 yıldan 6 aya kadar görevlendirilebilecek. Sürgün kural haline gelecek.

6) Özel sektörde 10 yılın üzerinde yöneticilik yapmış kişiler, kamu kurumlarının başına getirilecekler. Böylelikle kamu yararı ilkesinin yerine, piyasa koşullarına uyum sağlanmaya çalışılacak. Özel sektör zihniyeti kamuyu yönetecek.

7) İşyeri denetimlerini iş müfettişlerinin yerine çalışma bakanlığının memurları yapacak. İşçi daha korumasız hale gelecek. İş kazaları konusunda yaşanan süreç ortada. Böylelikle kamuda nüfuzu olan şirketler denetimden kaçabilecek.

8) İş öğrenimi adı altında, daha kuralsız ve düşük ücretle çalışmanın aracı olan stajyerlik uygulamasında ücretler düşürüldü. Stajyerler 229 TL yerine 178 TL alacak. 20'den az kişi çalıştıran iş yerlerinde stajyer ücretleri 89 TL olacak. Stajyer uygulamasının yapılabileceği yerlerde işçi sınırı 20'den, 5'e çekildi.

9) Böylelikle denetimin en az olduğu alanlar stajyer kullanımına açılıyor. Gençler ve meslek lisesi öğrencileri yoğun bir emek sömürüsüne ve iş güvenliğinden yoksun ortamlara mahkum ediliyor.

10) İstihdamı teşvik adı altında yeni işsizler yaratılacak. 18-29 yaş arası erkekleri istihdam edenlerin sigorta primlerinin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanması sonucunda 30 yaş ve üzeri çalışan işçilerin işe alınması neredeyse imkânsız hale gelecek.

11) Kısmi süreli çalışan işçiler eksik sigorta primlerini kendi cebinden ödeyecek.

12) 81 No'lu ILO Sözleşmesi'ne ve Anayasanın 90. maddesine rağmen sözleşmeli çalışanlara grev yasaklanıyor, en temel sendikal eylemlerin ise, "memuriyetten çıkarılma" tehdidi ile önüne geçilmek isteniyor.

13) Sicil yerine disiplin kavramı getirilerek cezalandırma mantığı öne çıkarılıyor. Bu düzenlemeyle bir anlamda Hükümet açısından "uslu durmayan", onun işaret ettiği sendikaya üye olmayan, hakkına sahip çıkan kamu emekçileri cezalandırılacak.

14) Kamuda daha az engelli istihdam edilecek.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak Torba Yasa ile emeğin kazanılmış haklarına yönelik yapılan saldırının, arkadan gelecek daha büyük hak gasplarına zemin hazırladığını düşünmekteyiz.
Gerek İstihdam Strateji Belgesi'nde, gerek TİSK, TÜSİAD ve TOBB'un Ekim 2010 tarihinde hazırladığı son taslak raporunda ve gerekse de Yatırım Ortamını İyileştirmesi İstihdam Teknik Komitesi (YOİKK) 2011-2013 eylem planı önerilerinde bu hususlar görülmektedir.
Seçim sonrasına ertelenen hedefler, 4857 sayılı yasada yapılacak değişikliklerle çok daha kapsamlı ve bütünlüklü bir saldırının temel verilerini bize sunmaktadır.

Kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesi, bölgesel asgari ücret, Özel İstihdam Büroları'nın geçici iş ilişkisi oluşturabilmesi, Asgari ücretin çıraklar ve 16-18 yaş gençler için düşürülmesi, "güvenceli esneklik" adı altında esnekliğin bütün biçimlerinin yaygınlaştırılarak kayıtdışının yasallaştırılması, kayıtiçi sektörlerin ise kuralsızlaştırılması, AKP'nin seçim sonrasında yeniden hükümet olması halinde emekçileri bekleyen tehditlerdir.

Ancak sermayenin ve AKP'nin emek düşmanı bu programını uygulamayacağını taahhüt etmeyen her türlü siyasal partinin de bu suça ortak olacağını ve emekçilerin desteğini alamayacağını deklere ederiz.

Temel gündemimiz, gelecek yeni saldırı dalgasına karşı ortak mücadele hattını şimdiden örmektir. Bu anlamda çağrımız tüm emek güçlerinedir. Emek örgütleri ya bu yasalara ve anlayışa karşı sonuna kadar direnecektir, ya da tarihin tozlu sayfalarında bir teferruat olarak kalacaklardır.

DİSK - KESK - TMMOB -TTB